Velayet, Türk Medeni Kanunu’nda anne ve babaya tanınmış mutlak bir tahakküm aracı değil; çocuğun bakımını, eğitimini, temsilini ve güvenliğini güvence altına alan anayasal ve kamusal nitelikli bir "yüküm-hak"tır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve iç hukukumuzun merkezinde yer alan temel ilke "çocuğun üstün yararı"dır. Ebeveynlerin sorumluluklarını yerine getirememesi veya çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişiminin tehlikeye girmesi durumunda hukuk düzeni, kamu düzeni gereğince aile birliğine müdahale eder.
Önemli noktalar
- Velayetin kaldırılması, çocuk koruma hukukunda başvurulacak en ağır ve en son çaredir (ultima ratio).
- Yargıtay kararlarına göre, velayet kaldırılmadan önce mutlaka velayetin diğer eşe verilmesi veya hafif tedbirlerin yeterli olup olmadığı araştırılmalıdır.
- Mahkeme aksini kararlaştırmadıkça, velayetin kaldırılması mevcut ve doğacak tüm çocukları kapsar (TMK m. 348/son).
- Velayet kaldırılsa dahi anne ve babanın çocuğun bakım ve eğitim giderlerini karşılama (nafaka) yükümlülüğü devam eder (TMK m. 350).
Velayet Hakkı Ne Zaman ve Nasıl Sona Erer?
Velayetin sona ermesi Türk Medeni Kanunu’nda iki temel mekanizmayla düzenlenmiştir bunlar Mahkeme kararı ile kaldırılma ve kanun gereği kendiliğinden sona ermedir.
- Velayet Görevinin İfa Edilememesi: Deneyimsizlik, sürekli akıl hastalığı, ebeveynin iletişimi imkânsız kılacak derecede başka yerde bulunması veya kısıtlanması durumunda mahkemece velayet kaldırılabilir (TMK m. 348/1).
- İlgisizlik ve Ağır Savsaklama: Çocuğun zorunlu temel eğitimine engel olunması, sevgi ve şefkatin sürekli esirgenmesi veya şiddet uygulanması durumunda hâkim velayetin kaldırılmasına hükmeder.
- Kanun Gereği Kendiliğinden Sona Erme: Çocuğun 18 yaşını doldurması, evlenmesi veya mahkemece ergin kılınmasıyla velayet kendiliğinden biter. Ebeveynin ölümü, gaipliği, soybağının reddi davasının kesinleşmesi veya evlatlık ilişkisinin kurulması da velayeti doğrudan sona erdirir.
Ebeveynin Yeniden Evlenmesi ve Ceza Mahkumiyeti
Uygulamada en çok merak edilen konulardan biri velayet sahibinin yeniden evlenmesi ve velayete sahip ebeveynin mahkum olma halinde velayetin akıbetidir.
- Yeniden Evlenme (TMK m. 349): Velayete sahip anne veya babanın yeniden evlenmesi tek başına velayetin kaybı sebebi değildir. Ancak bu evliliğin çocuğun menfaatini somut olarak tehlikeye düşürdüğü kanıtlanırsa velayet değiştirilebilir veya kaldırılabilir.
- Kasten İşlenen Suçtan Mahkumiyet : Kasıtlı bir suçtan dolayı kesinleşmiş hapis cezası alan ebeveyn, cezanın infazı süresince velayet hakkını kullanamaz. Suç, velayet hakkının kötüye kullanılması suretiyle işlenmişse yasaklama infazdan sonra da devam eder.
Velayetin Kaldırılmasının Sonuçları ve Hukuki Durumdaki Değişim
Velayetin kaldırılması kararı verildiğinde velayet hakkı tek bir eşten alınmışsa diğer eşte kalır; her iki eşten birden kaldırılmışsa vesayet makamı devreye girerek küçüğe derhal bir vasi atar (TMK m. 348/2, m. 414). Yargıtay içtihatları uyarınca, bu derece ağır sonuçları olan davalarda yalnızca tanık beyanlarıyla hüküm kurulamaz; mahkeme bünyesindeki pedagog, psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarından oluşan heyetin ayrıntılı sosyal inceleme raporu hazırlaması zorunludur.
Velayet, ebeveyne tanınmış mutlak bir yetki değil; çocuğun üstün yararıyla sınırlandırılmış, ihmal veya suistimal halinde yargı müdahalesini zorunlu kılan kamusal bir sorumluluktur.

